« Önceki | Sonraki »

27/6/2009

Makedonya ve Balkan Politiği

Şar Dağlarında Gerillanın Siyasetle Dansı:

Makedonya ve Balkan Politiği

Burhan Metin

Makedonya Arnavut Ulusal Kurtuluş Ordusu gerillaları ile Makedon polis birlikleri arasında Şubat ayında başlayan çatışmalar bir “Balkan krizini” daha tetikledi. Makedon polis birlikleri Kalkandelen kırsalına mevzilenen Arnavut savaşçılara karşı operasyona girişti. Tank ve helikopterler eşliğinde Makedon ordu birliklerinin devreye girmesiyle çatışmaların boyutu genişledi.

Her Balkan krizi veya savaşında olduğu gibi başlayan çatışmalara sivil halkın kitlesel göçü eklendi. Krizin patladığı Şubat ayından bu yana 20 binden fazla sivil yerini terk ederek başka ülkelere sığındı.

91 Anayasası Sorun Kaynağı

Makedonya’yı iç savaşa sürükleme tehlikesi taşıyan problemin geçmişi 1991 yılında Makedonya’nın bağımsız devlet olduğu döneme uzanmaktadır. 1974 Eski-Yugoslavya anayasasında Makedonya Arnavutlarına Türkler ile birlikte Makedonya Cumhuriyeti’nin ‘kurucu unsuru” statüsünü tanınmaktaydı. Dağılan Yugoslavya’dan ortaya çıkan devletlerden biri olan Makedonya’nın “sahipliği” 1991 bağımsızlık anayasasında “Makedon Slavlar” ile sınırlandı; ülke nüfusunun neredeyse yarısını meydana getiren Arnavutlar ve Türkler “azınlık” konumuna itildi.

Eski-Yugoslavya’daki anayasal statülerini kaybedip azınlık durumuna gelince Arnavutlar kullana geldikleri ana dilde eğitim, ulusal simgelerin kullanılması, idari görevler ve kamu sektöründe nüfus oranlarına göre istihdam haklarını kaybettiler.

Arnavutlara Karşı Ayrımcılık

Makedonya Parlamentosu Uluslar arası İlişkiler Komisyonu 2000 yılı “Etnik İşgücü Raporu”nda yer alan verilere göre ülkede istihdam edilen toplam iş gücü, % 85 oranında Makedon, % 9. 5 oranında Arnavutlardan oluşmaktadır. Oysa ülkedeki Arnavut işgücü toplamı % 19 seviyesindedir.

Polis ve silahlı kuvvetler personeli % 94 oranında Makedon iken, bu görevlerde çalışan Arnavut oranı ancak % 3 düzeyindedir. Sağlık ve adalet gibi kamusal işlerde istihdam oranları benzer bir etnik dağılım göstermektedir.

Arnavutların ekonomisi, daha çok tek kişilik/self-employed küçük işletme ve ticarethanelerden meydana gelmektedir. Ülkede büyük işletme sahibi Arnavut yok gibidir.

Resmi dil sayılması nedeniyle devlet dairelerinde Makedonca kullanılması zorunluluğu, nüfusunun tamamını Arnavutların oluşturduğu Kalkandelen ve Gostivar gibi kentlerde Arnavut ahali ile devlet organları arasında sıkça sorunların yaşanmasına neden olmaktadır.

Arnavut nüfusunun % 23 olarak gösterildiği nüfus sayımı bilgilerinin doğruluğu Makedonlar ile Arnavutlar arasında anlaşmazlık konusu olmaya devam etmektedir. Makedon yönetimi nüfus kayıtlarında hile yaparak Arnavut nüfusu az sayıda göstermekle suçlanmakta ve aslında ülkedeki Arnavut nüfusun % 40 oranını çoktan aştığı, Arnavutlar tarafından iddia edilmektedir.

Dondurulan Çatışmalar

Arnavut dilinde yüksek öğrenim vermek için Üniversite kurma girişimi Tetovo’da (Kalkandelen) Makedon polis birlikleri ile Arnavutlar arasında geniş çaplı çatışmalara yol açtı. Makedon yönetimi ana dilde eğitim verecek üniversite açma girişimini ayrılıkçı bir eylem olarak değerlendirip bastırma yolunu seçti. 1994 yılından bugüne devam eden Tetovo Üniversitesi gerilimi, Arben Caferi’nin liderliğindeki Arnavut Demokratik Partisinin de katılımıyla 1998 yılında kurulan koalisyon hükümetinde “özel statülü eğitim kuruluşu” uzlaşmasıyla geçici süre için yatıştırıldı.

Belediye Başkanlarının Arnavut olduğu Gostivar ve Tetovo belediye binalarına Arnavut bayrağı asılması Makedon polislerin sert müdahalesiyle engellendi ve bu iki şehir polis birlikleri ile kent halkı arasında “savaşa” benzeyen görüntüler izlendi. Kalkandelen belediye başkanı Rufi Osmani olaylarla ilgili yargılandı ve ağır hapse mahkum edildi. Gostivar Belediye Başkanı Alaaddin Demiri de benzer işlemlere maruz kaldı. Koalisyon hükümetinin (VMRO-DPA-DP) ılımlı tutumuyla belediye başkanları serbest bırakıldı.

Ulusal Kurtuluş Ordusu (UÇK-Uştriye Çilimtare Komtare)

Zaman zaman patlak veren gerilimlerle devam edip gelen Makedonya’daki Arnavut sorunu, silahlı mücadeleyi başlatan Ulusal Kurtuluş Ordusu ile bölge dengelerini etkileyecek yeni bir boyuta taşındı.

Sayıları şimdilik 200 ila 800 arasında tahmin edilen ve Makedonya’nın Kosova ve Sırbistan sınırı boyunca Kalkandelen-Kumanova arası kuzey ve kuzey-batıdaki dağlık arazide mevzilenmiş olan UÇK gerillalarının iyi eğitimli ve iyi donanımlı oldukları anlaşılmaktadır. Ordunun iskeletini Kosova Kurtuluş Ordusu saflarında Kosova savaşına katılmış Makedonya kökenli Arnavut gençler oluşturmaktadır. UÇPMB (Preşevo-Medyeva-Buyonovaç Kurtuluş Ordusu) saflarında Preşevo Vadisindeki silahlı mücadeleye katılanların yanında kadrolarını Makedonya’dan silah altına aldıkları taze asker gücüyle besledikleri kaydedilmektedir. Uzun sürecek bir gerilla savaşını yürütmeye yetecek miktarda silah stokuna sahip oldukları ve ortak bir politik bilinç ve mücadele azmi taşıdıklarına dikkat çekilmektedir.

Gerilla grupları Makedonya-Kosova ve Güney Sırbistan üçgeninde kolaylıkla yer değiştirebilmekte ve Kosova’yı lojistik ve güvenli bölge olarak kullanmaktadırlar. Ancak K-For ile Sırbistan arasında varılan anlaşmayla Sırp askeri birliklerinin 5 km. derinliğindeki ara bölgeye yerleşmesi neticesinde Preşevo Vadisini kullanabilme şansları azaldı.

UÇK’nın Amacı

UÇK ile başlayan çatışmalar sonucu, Kosova Kurtuluş Ordusu uzantısı gerilla gruplarının Büyük Arnavutluk yada Büyük Kosova idealini gerçekleştirmek için bu kez Makedonya’yı karıştırdıklarını dile getiren iddialar ortaya atıldı. Hassas bir etnik iç dengeye sahip Makedonya’nın uzun yıllar AGİT polis birliklerinin gözetimi ve denetimi altında bulunan iç güvenliğinin sarsılarak bir bölgesel Balkan Savaşının tetiklenebileceği kaygıları uluslar arası toplumda arttı.

UÇK yayınladığı bir bildiriyle silahlı mücadelesinin hedeflerini kamuoyuna duyurdu. Makedonya’daki bütün Arnavut siyasi partilerinin de öteden beri ortak hedefi olan anayasanın değişmesi ve Arnavutların yeniden “kurucu statü” kazanmasının UÇK’nın da birinci talebi olduğu görüldü. Arnavutlara karşı süren “ayrımcılığın” sona erdirilmesi ve sorunların görüşmeler yoluyla barışçı şekilde çözülmesi talep edildi.

Verdikleri silahlı mücadele ile Makedon devletinin dikkatini Arnavut sorununa çekmek ve yıllar içinde kronikleşen sorunun çözülmesi için Makedonları görüşme masasına oturmaya mecbur etmek istediklerinin altını çizdiler. Makedonya’nın toprak bütünlüğünü bozmayı hedeflemedikleri gibi, Büyük Arnavutluk hayali peşinde koşmadıklarını belirttiler. Savaşlarının bir “toprak savaşı” olmadığını; yalnızca Makedonya Arnavutlarının “insan haklarını” elde etme çabasında olduklarını açıkladılar.

UÇK’nın Jeopolitiği

Ulusal Kurtuluş Ordusu (Uştriye Çilimtare Komtare) ile Kosova Kurtuluş Ordusu (Uştriye Çilimtare Kosoves) arasında organik bir ilişki bulunduğu Balkanları izleyen herkesin bildiği bir veri olmanın yanında Kosova ve Makedonya UÇK’larının ortaya çıkma süreçlerinin gösterdiği benzerlikler de dikkat çekicidir.

Kısaca iki örgüt arasındaki “fantazi” benzerliğe değinelim: KKO “emekleme döneminde” UKO adlandırmasını kullanmış; ulusal (Komtare) sözcüğünü sonra Kosova ile değiştirmiştir: Kosova UÇK’sı; Uştriya Çilimtare Kosoves/ Makedonya UÇK’sı ise; Uştriya Çilimtare Komtare’dir. Kısaltma bir ad olarak kullanıldığında her ikisi de UÇK’dır.

Her iki gerilla hareketinin doğuşunda da bazı esrarengiz noktalar göze çarpmaktadır. Sırbistan’a karşı siyasi hatta silahlı direnişi yürüten ve örgütleyen kadroların bilgi sahibi olmadıkları bir süreçte UÇK, “aşina olunmayan yüzler” ve “genç” bir kadro ile kısa sürede Kosova siyasetinin eksenine yerleşti. Bir batılı gazetecinin deyimiyle “modern zamanların tek muharebe kazanmamış” bu gerilla hareketi büyük üne kavuştu. Makedonya Arnavut siyasi liderleri de tıpkı Kosova’daki benzerleri gibi kendi UÇK’ları hakkında pek bilgi sahibi değildi.

Asya ile Avrupa arasında ele geçirdikleri ve yönettikleri uluslar arası “kirli ticaret trafiğinden” kazanılan büyük miktarlardaki kara parayla bu “kurtuluş ordularının” gelişip bölgesel bir etkiliğe kavuştuklarına uluslar arası medyada sıkça değinilmektedir. KKO kökenli UÇPMB ve UÇK’nın gerilla faaliyeti yürüttükleri Preşevo Vadisi ve Kuzey Makedonya, Ortadoğu ve Türkiye’den Orta Avrupa’ya uzanan ana bağlantıyı sağlayan stratejik bir bölgedir. Asya ile Avrupa arasında işleyen kaçakçılık ve uyuşturucu trafiğinin bu hattan işlediği öne sürülmektedir.

Kosova UÇK’sının eğitim ve örgütlenmesinde CIA ve SAS tarafından önemli katkı sağlandığına dünya medyasında sıkça değinilmektedir. Nato bombardımanında UÇK kuvvetleri kara keşif ve gözetim gücü olarak çalıştı. Hedeflerin saptanması ve vurulan hedeflerin gördüğü zarar düzeyi hakkında istihbarat toplama ve iletme işlevini yerine getirdi. Her şeyden önemlisi NATO müdahalesini getiren süreci başlattı.

Makedonya’da eylemlere başlayan UÇK’nın Kosova’da lojistik, güvenlik ve geçiş için kullandığı sınır bölgesi Amerikan sektörüdür. Amerikan desteğini olmadan ne Güney Sırbistan’da ne Makedonya’da gerillaların eylemde bulunması hatta bu bölgeden geçişleri olası sayılmıyor. Avrupalı müttefikleri Amerika’yı Kosova UÇK’sı/UÇPMB ve Makedonya UÇK’sını desteklemek, geliştirmek ve etkinliklerine göz yummakla suçlamaktadır. Makedonya krizini önlemede ek askeri tedbirlere ihtiyaç olamadığı açıklaması ABD’nin yeni gerilla hareketine örtülü desteği olarak yorumlandı.

Makedon Ordusu Zayıf

Makedon polis ve askeri birlikleri uzun süreye yayılacak bir gerilla mücadelesiyle baş edebilmek için gerekli eğitim ve teçhizat donanımından yoksun görünmektedir. Ordunun elinde az sayıda Sovyet yapımı eski T-55 tankları ve zırhlı personel taşıyıcıları bulunmaktadır. Operasyonda kullanılan dört adet askeri nakliye helikopteri Ukrayna’dan yeni alındı. Uzmanlar, Makedon ordusunun uzun dönemli bir gerilla savaşına dayanacak gücünün bulunmadığında hemfikirdir. Bölgenin birbirini izleyen savaşlarından korumak için hassas etnik dengeye sahip bu ülkenin güvenliğini sağlamada zaten AGİT gibi uluslar arası kuruluşlar görevlendirilmişti.

Makedon ordusunun zayıflığının aksine Arnavut gerilla gruplarının iyi eğitimli, hareket kabiliyeti yüksek ve anti-tank ve havan gibi silahlara sahip olduğu bildirilmektedir. Coğrafyanın özellikleri ve gerilla savaşının başladığı bölgenin Arnavutlarla meskun olduğu hesaba katıldığında UÇK uzun bir savaşı sürdürmede zorlanmayacaktır. Kosova yanında, sıkışma halinde gerilla kuvvetleri lojistik ve geçiş için Kuzey Arnavutluk’a yönelecektir.

Makedonların Sürece Tepkisi

Kriz hakkında en ilginç açıklamayı Başbakan Georgievski yaptı. Makedon Başbakan, ABD ve Almanya’yı suçlayarak, bu iki ülkenin desteğini almadan UÇK güçlerinin sınırı geçemeyeceğini açıkladı. Makedon Savunma bakanından da benzer bir açıklama geldi.

Makedonya’nın Protestan Devlet Başkanı Boris Traykosvki CNN’den Christian Amanpour’a verdiği röportajda Arnavut siyasi liderleriyle diyalogu güçlendireceklerini ve “askeri bir plan yapmak” yerine, “gerillaları yalıtacak” bir plan uygulayacaklarını söyledi.

Makedon muhalefeti ise, sert tedbir alması için koalisyon hükümetinin büyük ortağı VMRO üzerinde baskı ve eleştirilerini yoğunlaştırdı. Başbakan Georgievski, gerillaya karşı “ılımlı” davranmakla suçlandı. Başbakanın, muhalefetin çağrısına kulak verip sert bir çizgiye kayması halinde Arnavut Demokratik Partisi ile yürütülen koalisyonun devamı risk altına girecektir.

Arnavut Siyasi Pozisyonu

Hükümet ortağı Arnavut Demokratik Partisi’nin lideri Arben Caferi, Makedon Ordusunun “aşırı güç” kullanması halinde hükümetten çekileceğini açıkladı. Caferi, Arnavut gerillaları şiddetten vazgeçmeleri konusunda uyardı ve sorunun “politik anlamda” çözümünü istedi. Aslında Caferi ile UÇK’nın açıkladığı siyasi hedefler aynıdır. İki taraf ta Arnavutların anayasal haklarına yeniden kavuşmasını istenmektedir. Ancak bu kapsamda verilen demokratik ve politik mücadeleden şimdiye kadar etkili sonuç alınamaması Caferi’nin pozisyonunu zayıflatmaktadır. Özellikle gençlik arasında silahlı mücadelenin Arnavut haklarının geri alınmasında tek çare olduğu inancı giderek yaygınlaşmaktadır.

Caferi ve partisi ADP, Makedon başbakan gibi giderek daha fazla kendi kamuoyunun baskısı altına girmektedir. Arnavut kamuoyunda demokratik mücadele ile elde edilen kısmi kazanımların sorunun temelden çözülmesini geciktirdiği ve rant kaygısını körükleyerek Arnavut siyasi birliğini bozduğu düşüncesi güçlenmektedir.

Kosova ve Arnavutluk’un Tepkileri

Kosova siyasetinin üç önemli ismi İbrahim Rugova, Haşim Taçi ve Ramuş Hayradinay ortak açıklamayla UÇK’yı çatışmadan vazgeçmeye çağırdılar. Bu açıklamada dikkat çeken nokta Kosova siyasetinin iki düşmanı Rugova ile Kosova UÇK’sının eski lideri Taçi’nin bira araya gelmesi ve siyasetteki varlıklarını UÇK ile duyuran Taçi ve Hayradinay’ın Makedonya UÇK’sına silah bırakmayı önermeleriydi. Üç lider, krizin demokratik görüşmeler ile barışçı yoldan çözülmesini ve Makedon yönetiminin de Arnavut şikayetlerine kulak vermesini talep ettiler. Arnavutluk yönetimi de kriz karşısında siyasi müzakere ve diyalog yolunu tavsiye etti.

Büyük Balkan Oyunu

Kriz ile birlikte Slav-Ortodoks ittifakı yeniden kendini göstermeye başladı. Başını Yunanistan, Sırbistan ve Bulgaristan’ın çektiği, Fransa’nın diplomatik ve siyasi desteğinin perde gerisinde işlediği ve Rusya’nın da içinde bulunduğu yeni bir anti-Arnavut cephenin ayak sesleri duyuldu. Yunanistan, Sırbistan ve Bulgaristan Makedonya’ya askeri teçhizat desteği sağlarken, Bulgaristan ve Sırbistan’dan Makedon ordusuna gönüllü askerlerin katıldığı iddiaları ortaya atıldı. Makedonya’da büyük ekonomik yatırımları bulunan Yunanistan krizin aşılmasında diplomatik öncülük rolüne soyundu. Hükümet sözcüsü Dmitris Reppas, Makedonya’nın kendilerinden askeri yardım talebinde bulunduğunu ve askeri yardım yaptıklarını, bundan sonrada benzer yardımları yapmaya devam edeceklerini açıkladı. Fransa, CL 289 tipi pilotsuz gözlem uçağı filosu yerleştirerek, ABD’yi istihbarat ve gözlem faaliyetinde yalnız bırakmayacağını gösterdi. Her ne kadar geleneksel Slav-Ortodoks ittifakının baş aktörü olsa da Rusya’nın krize nispeten temkinli yaklaştığı izlendi. Rus Dışişleri Bakanı İvanov, Arnavutluk Dışişleri Bakanı Paskal Milo ile görüşmesinde Arnavutluk yetkilileri, siyasi müzakerelere geçilmesi için yardımcı olmaya çağırdı.

Buna karşın Anglo-Sakson inisiyatifin Kosova UÇK’sı ve bunun yanal grupları üzerinden silahlı eylem ile diplomasinin sentezinde, orta vadede, Balkanlardaki siyasi dengeyi yeniden düzenleyeceğinin işaretleri alınmaktadır. Bununla birlikte ABD’de yönetim ile istihbarat ve güvenlik aygıtları arasında dış politikaya ilişkin görüş farklarının bölgedeki Anglo-Sakson pozisyonunda yapacağı etki soru işareti olmayı sürdürmektedir. Sözcü Boucher, NATO’nun olaylara müdahale etmeyeceğini ve Makedonya’nın toprak bütünlüğünü desteklediklerini belirten bir açıklamada bulundu. Başkan Bush, Virginia Langley’de (UÇK üzerindeki etkisi nedeniyle olsa gerek) CIA karargahına ziyaretinde Makedonya sınırlarının korunmasına yardımcı olma sözünü vermekle yetindi. ABD’nin Makedonya’ya 2001 yılı mali yardım miktarı olan 46. 5 milyon dolarının 13. 5 milyon doları askeri teknik destek, geriye kalan büyük miktarı ise demokrasinin geliştirilmesi ve ekonomik iyileştirmeye ayrıldı.

İngiltere Dış işleri Bakanı Cook, Makedonlardan askeri operasyon yerine, meşru Arnavut taleplerini karşılamalarını istedi. İngiltere daha önce Tetovo Üniversitesi’ne 500. 000 pound mali yardımda bulunmuştu.

Uluslar arası toplum Makedonya’nın toprak bütünlüğünün korunması ve Arnavutların ve diğer toplulukların hukuksal/ekonomik/eğitim/sağlık koşullarının düzeltilmesinde fikir birliği içinde görünmektedir. Avrupa Birliği liderleri İsveç toplantısından Makedonya’nın desteklenmesini ve Arnavut taleplerinin karşılanmasını isteyen bir karar çıktı.

Balkan İstikrarı

Balkanların parçalanmış etnik ve siyasi haritası tarihten bugüne trajik sonuçlar doğurmakta ve bölgesel ve uluslar arası güvenliği tehdit eden sonuçlar yaratmaktadır. Uzun vadede küçük ancak homojen devletlerden oluşacak bir Balkan haritasının istikrarı sağlayıp sağlamayacağı tartışılmaktadır. Fakat Makedonya bu tartışmanın kapsamına alınamayacak özellikler göstermektedir. Makedonya’nın bölünmesi geniş çaplı bir bölgesel çatışmaya neden olacağı için bu ülkenin toprak bütünlüğünün korunması bölge ve dünya güvenliği açısından gerekli sayılmaktadır. UÇK bile bu jeopolitik hassasiyete özen göstermektedir.

Bölgedeki temel belirsizlik kuşkusuz Kosova’nın statüsünün ne olacağıdır. Kosova’nın statüsü belirsizliğini korudukça Makedonya ve Güney Sırbistan’da istikrarın sağlanamayacağı Uluslar arası Kriz Grubu’nun raporunda da dile getirilmektedir. Avrupa Müttefik Kuvvetler Komutanı Wesley Clark, Kosova’nın statüsünün sürüncemede kalmasının Makedonya’daki siyasi gelişmelere doğrudan yansıdığını vurgulamaktadır. Kosova halkının kendi iradesini göstereceği genel seçimlerin gecikmesi bölgedeki gerilimi körüklemektedir.

Sırbistan’da yönetim değişikliği bölge siyasi dengesini önemli ölçüde etkiledi. Miloşeviç’ten kurtulmuş olmanın rahatlatıcı siyasi havasıyla özellikle Avrupa siyaset çevrelerinde Kosova’nın Sırbistan’a bağlı kalması propaganda edilmektedir. Bunca olan bitenden sonra Kosova Arnavutlarına Sırbistan ile yeniden bir arada yaşamayı kabul ettirmek ise imkansızdır. Kosova, yıllardır özlediği bağımsızlığının peşindedir. Uluslar arası toplumun bölgede etkin tarafları bu iki gerilimin arasında salınmaktadır. Ara bir çözüm yolu olarak Kosova’nın Sırbistan ve Karadağ’ın yanında üçüncü bir cumhuriyet olarak katılması yeniden gündeme gelebilir.

Diğer taraftan Arnavutların Makedonya’da uzun süre azınlık statüsünde tutulamayacağı açıktır. Sorunun güç kullanımıyla çözmeye kalkışılması Makedonya ve dolayısıyla bölgeyi geniş bir krizin içine çekecektir. Makedonların önünde Arnavutların anayasal statülerini düzeltmekten başka bir çıkış yolu görünmemektedir. Aynı şekilde Güney Sırbistan Arnavutlarının yaşamsal ve hukuksal koşulları da iyileştirilmelidir.

Arnavutların özgürlük ve adalet taleplerinin önüne Büyük Arnavutluk hayaletinin çıkartılması alışkanlık haline getirilmiştir. Fakat Büyük Arnavutluk kurulmasına bölgenin siyasi yapısı imkan tanımadığı gibi dar radikal unsurlar dışında Arnavutlar arasında bu “hayalin” somut karşılığı bulunmamaktadır. Hele Arnavutluk ile Kosova ve diğer Arnavutlar arasında “uzlaştırılamayacak” yapısal farklar vardır. Balkanlardaki Arnavut sorunu makul, mantıklı ve tatminkar bir çözüme kavuşturulmadan Avrupa’nın güneydoğusuna istikrar ve barış gelmeyecektir. ABD’nin global patron olarak hem Güney Avrupa’nın istikrarını sağlamak hem de Avrupa’da kalıcı bir pozisyon edinmek için bölgeye ilişkin politikasında Arnavutlara “daha geniş bir yer” açtığı (eğer yeni yönetim radikal bir değişime gitmez ise) ileri sürülebilir. ABD, hem global güvenlik politikası hem de Avrasya’daki büyük enerji oyununda etkinliğini artırmak için Balkanlardaki varlığını sağlamlaştırma çabasındadır.

Gelişmelerin Seyri

Krizin, Makedonya’yı ve bölgeyi savaşa mı sürükleyeceği yoksa uzlaşmayla mı çözüleceği Makedonların tutumuyla belirlenecektir. Bu aşamada Arnavut silahlı mücadelesi Makedonya Arnavutlarının sorunlarının gündeme alınması ve çözüme kavuşturulmasında katalizör rol oynamanın ötesine taşmayacaktır. Dağınık ve zayıf Makedonya Arnavut siyasi partilerinin yapamadığını silahlı mücadele ve savaş tehdidi yapacak ve Makedonlar, Arnavutlar ile sorunun çözümü için masaya oturacaklardır. Makedonlar, ülkeyi kana boğacak bir savaştansa masaya oturup uzlaşmayı tercih edeceklerdir. Makedon Devlet Başkanı ve hükümette kalmak için Arnavut desteğine ihtiyaç duyan Başbakanın görüşme ve uzlaşmaya açık tutumları Balkanlarda yeni bir savaşı “yakın tehlike” olmaktan çıkartmaktadır.

Ancak Makedonlar bazı ülkelerin desteğine güvenip Anti-Arnavut bir histeriye tutulur ve saldırılarını sivil halkı da kapsayacak hale getirirse bölgede bu kez boyutları gerçekten büyük olacak bir savaş beklenmelidir.

ABD’nin soruna ilişkin hassasiyetlerinden biri de bölgedeki herhangi bir krizin Yunanistan ve Türkiye’yi içine çekecek bir düzeye sıçramamasıdır.

Türkiye ve Makedonya Türkleri

Son husus olarak Türkiye’nin krize ilişkin pozisyonuna değinirsek; Türkiye, Makedonya’nın toprak bütünlüğünün korunmasına olan hassasiyetinin altını çizdi. Gelişen Arnavut silahlı eylemliliğine ise sıcak bakmadığının işaretlerini verdi. Genelkurmay II. Başkanı Büyükanıt’ın Arnavut gerilla hareketi ile PKK arasında ilinti kurması, Türkiye’nin kendi güvenliği açısından önem taşıyan Balkanlara ilişkin “stratejik bir bakışı” olmadığının teyit edilmesiydi. Makedonya’daki iç etnik dengede önemli bir yer tutan Türklerin siyasi temsilcilerinin bölgeye “etnik vurgulu” dar bir pencereden bakmaya devam edecekleri de görüldü.


Yorum yaz! :: Arkadaşına Gönder!

0 yorum yazılmıştır